25 temmuz..
Halit Bostancı: Nicedir sözettiğimiz söyleşiye ancak bugün başlıyoruz. Ve işte, yeni bir açlık direnişinin üçüncü günündeyiz. Birçok 'açlık'tan geldik bugüne. Tek tek bunlar üzerinde konuşacak değiliz. Bu söyleşi de şimdiki 'açlık'ın ne güncesi ne de tarihçesi olmayacak zaten. Belki kimi kesitler verebiliriz. Örneğin; yeni bir direniş sıcağının zindanları sarmaya başladığı günlerdeyiz. Sağmalcılar, Malatya, biz.. derken, onuru ısrarla ayakta tutmanın, insanca yaşamanın ve gaspedilen kimi hakları geri almanın kavgası cezaevlerinde yeniden yükseliyor. Sorunlarımız aynı, ve doğallıkla çözüm için atılan adımlar da aynı.. Bu bağlamda, neden 'açlık', diye sormayacağım ama, bir sanatçı gözüyle bu 'açlık'ın anlamlılığı nedir, söze burdan başlasak, diyorum.Mehmet Çetin: Açlığın anlamlılığı...
Ateşi ve kılıcı yetkinlikle kullanmış insanlık. Buna 'açlık'ı da eklemek gerek, diye düşünüyorum. Tarihin kanlı sayfalarının üstü kazındığında, bir tercih sonucu olarak değil ama, başka türlü başkaldırı yolları kalmadığında, insanların kendilerini açlık'la ortaya koyduklarını görürüz. İspanya.. İrlanda.. köylülerin tarlalarındaki kitlesel açlıkları ve ölümleri ve direniş... Çarlık otokrasisi zindanlarında açlığın başkaldırısı, Karagool Hapishanesi kadınlarının direnişi ve İrlanda zindanları, ve ölüm... Bu gibi tarihsel kesitlerde açlık kendini direniş olarak ifadelemiş.