bayramdansözleri ve kunduz
vaktidir:
geceden çıkmak üzereyiz sızılar. güneşi tanıyalım ilkin
ki son bir ormandan ineceğiz som bir denize. orman kadar
eski jazz şarkısıyla. kuşlara karışacağız birazdan. yol kıyısında
karşılayacak bizi o köknar. açıklar bize belki. neden hep geçilip
gidilmiş bu pınar. kıyısında bir vaşak mı. susalım biraz. orman
ki sesimize saklanmış bir şarkıydı. çalıp geldik çıkıp geldik
açıklar bunu belki bir kunduz:
kıyısındakileri alıp nereye götürür bu
ırmak. açıklar mı deniz. niye bu uğultu. derin. daha mı
derinde unutulmuş bu çığlık.
eskilerden. ölüm kadar eski
bir yanımızın kaldığı yerde. bir yanımız o kırık köknar dalı
o yanımız orman eskisi jazz şarkısı. suphi nejat yoldaşlar
ölüyor yine. sesimize sakladığımız bir şarkıydı bu. söz
eskidi yol eskidi. gelmesine geldik ormana
ama susmadı bu yara. daha dün:
bozdoğan kemeri'nden aşağıya attığımız
ne: cola kutusu değildi herhalde
öldü o çocuk öldü o çocuk öldü o çocuk öldü o
let's go bayram dansözleri eğlenelim unuturuz yine
unutacak kadar çok cinayet görmedik mi ömrümüz
gömmedik mi rubleye çift başlı kartalını
çarlığın. yeniden ey ömrümüz
mobilyacı musa olup bıçaklamadık mı karımızı. a
bıçkın ömrümüz. boşanınca mı boşaldık insanlığı-
mızdan. ömrümüz. kanlı bir erkek oldu ellerimiz
bastık tokadı yüzüne yüzüne
yüzümüzde öpülecek yer mi bıraktık ömrümüz
yüzümüzde öpülecek yer mi bıraktık ömrümüz
ömrümüz: öldü o çağla tadındaki
çocuk. öldü. midnight moscov ya da
da-da volga şarkıları eşliğinde
ağlayabilir miyiz. sesimize sak-
ladığımız bir şarkıydı o çağla ölüm. gözlerimiz
güzzamanı. geçip geldik. bayrammış bugün
let's go bayram dansözleri.altogether.dansa
nasıl olsa her birimiz en az mobilyacı musa
geldik. gelirken uğultu. derin. bir yanımız suphi
nejat yine katledilmeden önceydi.deniz uğultulu
açıklar bunu belki ırmak kıyısında bir kunduz
orman yine o eski jazz ve yolboyu kedi ölüleri
geceden çıkmak üzereyiz sızılar. güneş doğacak
birazdan haziran: ömrümüz sahi aşkı tanır mı..
mehmet çetin
30 Ocak 2013 Çarşamba
Döğüşenler de var bu havalarda: Mehmet Çetin
![]() |
| Monet |
Bugün 19 Aralık..
Ahmed Arif’in “Dumanlı havayı kurt sevsin/Asfalttan yürüsün Aralık/ Sevmem, netameli aydır/ Bir başka ama bilemem/ Bir kaçıncı bahara kalmıştır vuslat/ Kalbim, bu zulümlü sevda/ Kar altındadır” dediği günler içindeyiz yine. O netameli ay, Aralık’ta. Ölümle sınanan yaralarımız da kar altında: Dersim’de, Xelebçe’de, Maraş’ta, Zindanlarda, Roboskî’de hâlâ ve hâlâ..
Bugün 19 Aralık ve Zindan ve Maraş ve Roboskî..
(...)
Bugün 19 Aralık. Yani faşist Türk devletinin tarihte eşine az rastlanır bir operasyonla, onlarca tür kimyasal gaz, yüzlerce silah ve bomba çeşidiyle, hatta itfaiye ve iş makinalarını dahi öldürmek-yaralamak için kullandığı cinayet operasyonun yıl dönüm günü, devrimcilerin alev toplarıyla diri diri yakıldığı, onlarcasının katledildiği, bir o kadarının da yaralı bırakıldığı gün...
Etiketler:
ahmed arif,
dersim,
maraş,
mehmet çetin,
özerk,
roboskî
27 Ocak 2013 Pazar
dendarê kırmanciyê: mehmet çetin
ulaşabileceğiniz video linki:
| http://videoixir.com/izle/669182/mehmet-cetin-dendare-kirmanciye.html dendarê kırmanciyê heya, dendaro vanê çeberê merdaynê a ri ra vaci ez nia sıftıra e kê teyna mandê na zeryam xelê waxt; teyna, heya.. xelê waxt teyna nalee na zeryam a ri ra mınetam çina merdaynıra şiyam kılma a rocê ra tipa sımıto mı ağuiyê xo vindo mı hewnê xo, heya kamo peyser amou kê ocara a ri ra vaci ez nıka; nıka ra e kê nu camat amou nia jû ca sayidina theyr u thur dê vaci kê khal u bela ra kes tesan nibi vesan nibi kes cünê kırmanciyê dê vılê çewtiyne çina i waxtê ra ber mınetam a riroa dendariyam a ri ra a ri ra vaci ez anca nia zerrê ra, heya ez dendarê pi u pirbabê xuyio vengi kılama hinao ez sayiro vılem a ri ra lınganê hinou sero sewa hinan ra sewla dana asmê sodırê hinonroa na tica cımane mê mınetê hinano ez dendarê kırmanciyo dendaro e kê çeberê merdaynê şiyam kılma e kê nacara tipa geregu vaci ez anca nia zerrı ra heya, decee na zeryam teyna nalee xelê waxt heya; xelê waxt, xelê a ri ra zırcou ez nia dürra dür a ri ra voray ni serê zê kemero voray amay nia senê mê ser bext u textê zeryam ser berê henio na ra tipa berê, ser u cimane mê ser dendaro e kê çeberê merdaynê heya, berê; ser u cımanê mê ser | ||
|
20 Aralık 2012 Perşembe
Bademler çiçek açacaktı: Mehmet Çetin
içerdekinin notlarından /
(not: yaklaşık 24 yıl önce yazılmış bir yoldaşlık yazısı.)
Mehmet
Çetin
1.
Görüyordun.
Bademler çiçek açacakken kanıyordu yine
göğsündeki açlık çığlığı. Duvar dibinde volta atarken düşlere de çıkacaktın ve
yine vur emirleriyle nöbet kulesindeki.Hücren, bir karışlık pencereydi.. demir
artı telörgü.. dışarda gece dışarda projektörler, parolalar.. katlini
biriktiren tarihler yakındı.. ve mermisini yitiren tetik gibi susuyordu
gözbebeklerin.
Ay habersizdi.
Ve üstelik yine görecektin: Nuri, uyumadan
önce sağ eliyle, uzun uzun donakalacaktı sol koluna, parmak uçlarından
omuzbaşına dek gezdirecekti elini kolunu sevecekti, bu gece uyut beni, bu gece
uyut beni, bu gece bölme uykumu, gecenin bir yerinden ayağa kaldırma beni, bu
gece sus, bu gece sona er artık sekiz yıllık sancım diyecekti ve yatağına
girecek, kitap okuyacak, sonra da ülkesiz masalının perçmini aralayıp,
küllerinden kendini varedemeyen anka kuşunun yaşama ihanetini fotoğraflayacaktı
gözbebeklerine, yanıtını bulmayan sevmeyi unutmak artık ve hiç unutmadı,
biliyorsun aynı hücrede senin gözlerinin önünde o sol kolundaki ağrı, albümlerde
solan terkedilmişlik ve kalbindeki tükenmişlikle uyuyacaktı.
Ay habersizdi ve görüyordun, bademler
çiçek açacaktı.
26 Kasım 2012 Pazartesi
YÜREK DİYE BİR ÜLKE İÇİN
Rüzgar Ve Gül İklimi, Mehmet Çetin
BOZAN YAMAN
İnsanın yaşamla ve insanla ilişkisini yeni ve farklı bir biçimde yeniden oluşturması, yansıtması.
İnsanın kendisiyle ve başkalarıyla hesaplaşmasının dilin olanaklarıyla somutlaştırılması.
İşte, yazınsal anlamda ‘yazmak’ eylemini tanımlayabilecek cümlelerden birkaçı. Ve yazmanın türlü biçimleri. Örneğin, içerdeki dışarıyı yazmak ya da dışarıdaki içeriyi. Tarihseli içeren günceli yazmak ya da günceldeki tarihseli yakalamak için sezgiyi, ilgiyi, umudu diri tutmak ve sorumlulukları unutmamak.
“İnsanım, unutmak intihar olur ve en acı korunaksızlık” ve
“biraz da savunanı kalmayan günler adına
açlığımız
düşleri, şiirler yazdık direnişin alnına”
diyen Mehmet Çetin’in şiiri yaşamın gerisinde kalmayan, ileriye dönük kavganın saflarında yer alan politik insanın şiiri.
Mehmet Çetin’in birkaç yıldır, Yarın, Düşün, Su, Temiz vb. dergilerde yayımlanan şiirleri, ‘belge yayınları’nın yeni sesler dizisinin 6. kitabı olarak yayımlandı.(1)
Kitabın sonuna eklenen ve yazısında, Hamdi Gedik, M.Çetin’in şiiri için, “şiiri, ne yeniden üretim sürecine sokulmadan olduğu gibi kabullenilip abartılmayı ne de yoksanmayı hiç mi hiç hakketmiyor” diyor. Görünüşe bakılırsa, şimdilik ikincisi yapılıyor, yani görülmek istenmiyor. Kimi insanlar, kimi şeylere salt biçiminden dolayı karşı çıkarlar. Bir şeyin biçiminin içeriğinden bağımsız olmadığı doğrusuna karşın, biçimle içerik arasındaki ilişkinin birebir olmadığının gözden kaçırılması sonucu takınılan tavırlar yanlışlar içermektedir. Kimi çevrelerin bu dizeden kitaplara karşı geliştirdikleri tepkici tavır, eksik değerlendirmelerin, toptancı anlayışların sonucudur.
Oysa, “içerde” yazılmışlığını ölçüt alarak hiçbir ürünü yüceltmek doğru olmadığı gibi, yine aynı nedenle yok saymak da doğru değildir. Çünkü Mehmet Çetin’in şiirini okuduklarında, onun en az kendileri kadar, hatta yaşananlara olan duyarlı yakınlığıyla kendilerinden daha çok dışarıda olduğunu göreceklerdir.
Tunceli köylerinin göç ettirilmesi olayının gündeme gelmesi üzerine, “silinir kış cemre düşer toprağına /nergiz açar yaz olursun ülkem /izler bırak dağlara hükümran /ben ki döneceğim bir zaman /kül döner ateşine”(2) der içerden.
Güney Afrika faşizminin katlettiği şair Benjamin Moloise’in acısını yüreğinde duyan şair, aynı duyarlık ve devrimci dayanışmayla, Didar Şensoy’un anısına yazdığı şiirde, çektikleri acılarla ‘tarihe akran2 olan kadınlara, kadınlarımıza şöyle der umutla:
“sar yaranı ey kesik damar yas yok
elbet ki hükümranın günü de solar”(3)
KÜLSÜN YİNE (4) adlı şiirinde İran-Irak savaşı ve Mezopotamya’nın yüzyıllar boyu kanlı savaşlara sahne olmuşluğunu yazan şair, EYLÜL’DE GİDEN (5) adlı şiirinde de eylül sürgünlerini anar ve şiirin son dizesinde umutlu bir çağrı çıkarır eylül sürgünlerine:
“gitmen yenilgi değildi zafer olmasan da gel”
Çünkü, kavganın içindeki akranlarıdır sürgünler. Çünkü onlar sürgün olalı daha çok “hükümran”dır ülkede zulüm.
Kitabın sonuna eklenen yazısında yerinde bir saptamayla, Mehmet Çetin’in şiiri için şöyle der Hamdi Gedik: “M. Çetin, sesli oluş adına bağırıp-çağırmaya ve popülizme, estetik kaygı adına formalizme ve elitizme düşmekten özenle kaçınan bir ozan. Çok kolay anlaşılmayı değil, anlaşılır olmayı kolaylaştıracak şiirsel söylemin yanında saf tutar. (6)
Mehmet Çetin, yapıtını 1.Bölümün Sonu, diyerek noktalıyor. Ben de yazımı M.Çetin’in yakınmasız, umutlu kararlılığını yansıtan iki dizesiyle noktalıyorum. (Şiir Notları 75, s. 87)
“çocuğum daimdir kavga
ve ölünür de aşkı savunurken hepsi bu”
yeni şiir dergisi-haziran’88/sayı:8
BOZAN YAMAN
İnsanın yaşamla ve insanla ilişkisini yeni ve farklı bir biçimde yeniden oluşturması, yansıtması.
İnsanın kendisiyle ve başkalarıyla hesaplaşmasının dilin olanaklarıyla somutlaştırılması.
İşte, yazınsal anlamda ‘yazmak’ eylemini tanımlayabilecek cümlelerden birkaçı. Ve yazmanın türlü biçimleri. Örneğin, içerdeki dışarıyı yazmak ya da dışarıdaki içeriyi. Tarihseli içeren günceli yazmak ya da günceldeki tarihseli yakalamak için sezgiyi, ilgiyi, umudu diri tutmak ve sorumlulukları unutmamak.
“İnsanım, unutmak intihar olur ve en acı korunaksızlık” ve
“biraz da savunanı kalmayan günler adına
açlığımız
düşleri, şiirler yazdık direnişin alnına”
diyen Mehmet Çetin’in şiiri yaşamın gerisinde kalmayan, ileriye dönük kavganın saflarında yer alan politik insanın şiiri.
Mehmet Çetin’in birkaç yıldır, Yarın, Düşün, Su, Temiz vb. dergilerde yayımlanan şiirleri, ‘belge yayınları’nın yeni sesler dizisinin 6. kitabı olarak yayımlandı.(1)
Kitabın sonuna eklenen ve yazısında, Hamdi Gedik, M.Çetin’in şiiri için, “şiiri, ne yeniden üretim sürecine sokulmadan olduğu gibi kabullenilip abartılmayı ne de yoksanmayı hiç mi hiç hakketmiyor” diyor. Görünüşe bakılırsa, şimdilik ikincisi yapılıyor, yani görülmek istenmiyor. Kimi insanlar, kimi şeylere salt biçiminden dolayı karşı çıkarlar. Bir şeyin biçiminin içeriğinden bağımsız olmadığı doğrusuna karşın, biçimle içerik arasındaki ilişkinin birebir olmadığının gözden kaçırılması sonucu takınılan tavırlar yanlışlar içermektedir. Kimi çevrelerin bu dizeden kitaplara karşı geliştirdikleri tepkici tavır, eksik değerlendirmelerin, toptancı anlayışların sonucudur.
Oysa, “içerde” yazılmışlığını ölçüt alarak hiçbir ürünü yüceltmek doğru olmadığı gibi, yine aynı nedenle yok saymak da doğru değildir. Çünkü Mehmet Çetin’in şiirini okuduklarında, onun en az kendileri kadar, hatta yaşananlara olan duyarlı yakınlığıyla kendilerinden daha çok dışarıda olduğunu göreceklerdir.
Tunceli köylerinin göç ettirilmesi olayının gündeme gelmesi üzerine, “silinir kış cemre düşer toprağına /nergiz açar yaz olursun ülkem /izler bırak dağlara hükümran /ben ki döneceğim bir zaman /kül döner ateşine”(2) der içerden.
Güney Afrika faşizminin katlettiği şair Benjamin Moloise’in acısını yüreğinde duyan şair, aynı duyarlık ve devrimci dayanışmayla, Didar Şensoy’un anısına yazdığı şiirde, çektikleri acılarla ‘tarihe akran2 olan kadınlara, kadınlarımıza şöyle der umutla:
“sar yaranı ey kesik damar yas yok
elbet ki hükümranın günü de solar”(3)
KÜLSÜN YİNE (4) adlı şiirinde İran-Irak savaşı ve Mezopotamya’nın yüzyıllar boyu kanlı savaşlara sahne olmuşluğunu yazan şair, EYLÜL’DE GİDEN (5) adlı şiirinde de eylül sürgünlerini anar ve şiirin son dizesinde umutlu bir çağrı çıkarır eylül sürgünlerine:
“gitmen yenilgi değildi zafer olmasan da gel”
Çünkü, kavganın içindeki akranlarıdır sürgünler. Çünkü onlar sürgün olalı daha çok “hükümran”dır ülkede zulüm.
Kitabın sonuna eklenen yazısında yerinde bir saptamayla, Mehmet Çetin’in şiiri için şöyle der Hamdi Gedik: “M. Çetin, sesli oluş adına bağırıp-çağırmaya ve popülizme, estetik kaygı adına formalizme ve elitizme düşmekten özenle kaçınan bir ozan. Çok kolay anlaşılmayı değil, anlaşılır olmayı kolaylaştıracak şiirsel söylemin yanında saf tutar. (6)
Mehmet Çetin, yapıtını 1.Bölümün Sonu, diyerek noktalıyor. Ben de yazımı M.Çetin’in yakınmasız, umutlu kararlılığını yansıtan iki dizesiyle noktalıyorum. (Şiir Notları 75, s. 87)
“çocuğum daimdir kavga
ve ölünür de aşkı savunurken hepsi bu”
yeni şiir dergisi-haziran’88/sayı:8
19 Ekim 2012 Cuma
bursa günleri şiir notları II
"105.
bağışla ama nasılsın demeyecektin, biliyorsun
nasılsa iyidir.. diyecektim yani incinecektim
göğsüm incinince acı çekerim anlıyorsun
bildiğini sanıyordum kül de yakar
ayaklanır ya o alıngan anılar
unutulmayan ağrılar, ansız..
oysa uyanmak istemedim çığlığa
benim olsa bunca sarsılmazdım belki
paylaşılmayan anlar eksiğidir gülüşün
gücenecektim nasılsın demeyecektin hiç
gülüşünden biriktirip yanımsıra taşıdığım
sevgi yürekli ülkem diye gönlüme sakladığım
inci suretin incinecek sorma iyidir derim nasılsa"
(...)
mehmet çetin /"birağızdan"
"105.
bağışla ama nasılsın demeyecektin, biliyorsun
nasılsa iyidir.. diyecektim yani incinecektim
göğsüm incinince acı çekerim anlıyorsun
bildiğini sanıyordum kül de yakar
ayaklanır ya o alıngan anılar
unutulmayan ağrılar, ansız..
oysa uyanmak istemedim çığlığa
benim olsa bunca sarsılmazdım belki
paylaşılmayan anlar eksiğidir gülüşün
gücenecektim nasılsın demeyecektin hiç
gülüşünden biriktirip yanımsıra taşıdığım
sevgi yürekli ülkem diye gönlüme sakladığım
inci suretin incinecek sorma iyidir derim nasılsa"
(...)
mehmet çetin /"birağızdan"
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
