30 Ocak 2013 Çarşamba

bayramdansözleri ve kunduz: mehmet çetin

bayramdansözleri ve kunduz

vaktidir:
geceden çıkmak üzereyiz sızılar. güneşi tanıyalım ilkin
ki son bir ormandan ineceğiz som bir denize. orman kadar
eski jazz şarkısıyla. kuşlara karışacağız birazdan. yol kıyısında
karşılayacak bizi o köknar. açıklar bize belki. neden hep geçilip
gidilmiş bu pınar. kıyısında bir vaşak mı. susalım biraz. orman
ki sesimize saklanmış bir şarkıydı. çalıp geldik çıkıp geldik
açıklar bunu belki bir kunduz:
kıyısındakileri alıp nereye götürür bu
ırmak. açıklar mı deniz. niye bu uğultu. derin. daha mı
derinde unutulmuş bu çığlık.
eskilerden. ölüm kadar eski
bir yanımızın kaldığı yerde. bir yanımız o kırık köknar dalı
o yanımız orman eskisi jazz şarkısı. suphi nejat yoldaşlar
ölüyor yine. sesimize sakladığımız bir şarkıydı bu. söz
eskidi yol eskidi. gelmesine geldik ormana
ama susmadı bu yara. daha dün:
bozdoğan kemeri'nden aşağıya attığımız
ne: cola kutusu değildi herhalde
öldü o çocuk öldü o çocuk öldü o çocuk öldü o
let's go bayram dansözleri eğlenelim unuturuz yine

unutacak kadar çok cinayet görmedik mi ömrümüz
gömmedik mi rubleye çift başlı kartalını
çarlığın. yeniden ey ömrümüz
mobilyacı musa olup bıçaklamadık mı karımızı. a
bıçkın ömrümüz. boşanınca mı boşaldık insanlığı-
mızdan. ömrümüz. kanlı bir erkek oldu ellerimiz
bastık tokadı yüzüne yüzüne
yüzümüzde öpülecek yer mi bıraktık ömrümüz

yüzümüzde öpülecek yer mi bıraktık ömrümüz

ömrümüz: öldü o çağla tadındaki
çocuk. öldü. midnight moscov ya da
da-da volga şarkıları eşliğinde
ağlayabilir miyiz. sesimize sak-
ladığımız bir şarkıydı o çağla ölüm. gözlerimiz
güzzamanı. geçip geldik. bayrammış bugün
let's go bayram dansözleri.altogether.dansa
nasıl olsa her birimiz en az mobilyacı musa

geldik. gelirken uğultu. derin. bir yanımız suphi
nejat yine katledilmeden önceydi.deniz uğultulu
açıklar bunu belki ırmak kıyısında bir kunduz
orman yine o eski jazz ve yolboyu kedi ölüleri

geceden çıkmak üzereyiz sızılar. güneş doğacak
birazdan haziran: ömrümüz sahi aşkı tanır mı..

mehmet çetin

Döğüşenler de var bu havalarda: Mehmet Çetin

Monet
"(...)
Bugün 19 Aralık..
Ahmed Arif’in “Dumanlı havayı kurt sevsin/Asfalttan yürüsün Aralık/  Sevmem, netameli aydır/ Bir başka ama bilemem/ Bir kaçıncı bahara kalmıştır vuslat/ Kalbim, bu zulümlü sevda/ Kar altındadır” dediği günler içindeyiz yine. O netameli ay, Aralık’ta. Ölümle sınanan yaralarımız da kar altında: Dersim’de, Xelebçe’de, Maraş’ta, Zindanlarda, Roboskî’de hâlâ ve hâlâ..
Bugün 19 Aralık ve Zindan ve Maraş ve Roboskî..
(...)
Bugün 19 Aralık. Yani faşist Türk devletinin tarihte eşine az rastlanır bir operasyonla, onlarca tür kimyasal gaz, yüzlerce silah ve bomba çeşidiyle, hatta itfaiye ve iş makinalarını dahi öldürmek-yaralamak için kullandığı cinayet operasyonun yıl dönüm günü, devrimcilerin alev toplarıyla diri diri yakıldığı, onlarcasının katledildiği, bir o kadarının da yaralı bırakıldığı gün...

27 Ocak 2013 Pazar

dendarê kırmanciyê: mehmet çetin

ulaşabileceğiniz video linki:
http://videoixir.com/izle/669182/mehmet-cetin-dendare-kirmanciye.html

dendarê kırmanciyê


heya, dendaro vanê 
çeberê merdaynê
a ri ra vaci ez nia sıftıra
e kê teyna mandê na zeryam
xelê waxt; teyna, heya..

xelê waxt teyna nalee na zeryam
a ri ra mınetam çina merdaynıra
şiyam kılma a rocê ra tipa
sımıto mı ağuiyê xo
vindo mı hewnê xo, heya

kamo peyser amou kê ocara
a ri ra vaci ez nıka; nıka ra

e kê nu camat amou nia jû ca
sayidina theyr u thur dê vaci kê
khal u bela ra kes tesan nibi
vesan nibi kes cünê kırmanciyê dê
vılê çewtiyne çina i waxtê ra ber
mınetam a riroa dendariyam a ri ra

a ri ra vaci ez anca nia zerrê ra, heya

ez dendarê pi u pirbabê xuyio
vengi kılama hinao ez sayiro
vılem a ri ra lınganê hinou sero
sewa hinan ra sewla dana asmê
sodırê hinonroa na tica cımane mê
mınetê hinano ez dendarê kırmanciyo

dendaro e kê çeberê merdaynê
şiyam kılma e kê nacara tipa
geregu vaci ez anca nia zerrı ra
heya, decee na zeryam
teyna nalee xelê waxt
heya; xelê waxt, xelê


a ri ra zırcou ez nia dürra dür
a ri ra voray ni serê zê kemero
voray amay nia senê mê ser
bext u textê zeryam ser
berê henio na ra tipa
berê, ser u cimane mê ser

dendaro e kê çeberê merdaynê
heya, berê; ser u cımanê mê ser
müzik: muharrem akgün
şiir:    : mehmet çetin

20 Aralık 2012 Perşembe

Bademler çiçek açacaktı: Mehmet Çetin

erdekinin notlarından /
(not: yaklaşık 24 yıl önce yazılmış bir yoldaşlık yazısı.)

Mehmet Çetin                       

     1.
     Görüyordun.
     Bademler çiçek açacakken kanıyordu yine göğsündeki açlık çığlığı. Duvar dibinde volta atarken düşlere de çıkacaktın ve yine vur emirleriyle nöbet kulesindeki.Hücren, bir karışlık pencereydi.. demir artı telörgü.. dışarda gece dışarda projektörler, parolalar.. katlini biriktiren tarihler yakındı.. ve mermisini yitiren tetik gibi susuyordu gözbebeklerin.
     Ay habersizdi.
     Ve üstelik yine görecektin: Nuri, uyumadan önce sağ eliyle, uzun uzun donakalacaktı sol koluna, parmak uçlarından omuzbaşına dek gezdirecekti elini kolunu sevecekti, bu gece uyut beni, bu gece uyut beni, bu gece bölme uykumu, gecenin bir yerinden ayağa kaldırma beni, bu gece sus, bu gece sona er artık sekiz yıllık sancım diyecekti ve yatağına girecek, kitap okuyacak, sonra da ülkesiz masalının perçmini aralayıp, küllerinden kendini varedemeyen anka kuşunun yaşama ihanetini fotoğraflayacaktı gözbebeklerine, yanıtını bulmayan sevmeyi unutmak artık ve hiç unutmadı, biliyorsun aynı hücrede senin gözlerinin önünde o sol kolundaki ağrı, albümlerde solan terkedilmişlik ve kalbindeki tükenmişlikle uyuyacaktı.
     Ay habersizdi ve görüyordun, bademler çiçek açacaktı.

26 Kasım 2012 Pazartesi

YÜREK DİYE BİR ÜLKE İÇİN

Rüzgar Ve Gül İklimi, Mehmet Çetin

BOZAN YAMAN

İnsanın yaşamla ve insanla ilişkisini yeni ve farklı bir biçimde yeniden oluşturması, yansıtması.
İnsanın kendisiyle ve başkalarıyla hesaplaşmasının dilin olanaklarıyla somutlaştırılması.

İşte, yazınsal anlamda ‘yazmak’ eylemini tanımlayabilecek cümlelerden birkaçı. Ve yazmanın türlü biçimleri. Örneğin, içerdeki dışarıyı yazmak ya da dışarıdaki içeriyi. Tarihseli içeren günceli yazmak ya da günceldeki tarihseli yakalamak için sezgiyi, ilgiyi, umudu diri tutmak ve sorumlulukları unutmamak.

“İnsanım, unutmak intihar olur ve en acı korunaksızlık” ve
“biraz da savunanı kalmayan günler adına
  açlığımız
  düşleri, şiirler yazdık direnişin alnına”

diyen Mehmet Çetin’in şiiri yaşamın gerisinde kalmayan, ileriye dönük kavganın saflarında yer alan politik insanın şiiri.

Mehmet Çetin’in birkaç yıldır, Yarın, Düşün, Su, Temiz vb. dergilerde yayımlanan şiirleri, ‘belge yayınları’nın yeni sesler dizisinin 6. kitabı olarak yayımlandı.(1)

Kitabın sonuna eklenen ve yazısında, Hamdi Gedik, M.Çetin’in şiiri için, “şiiri, ne yeniden üretim sürecine sokulmadan olduğu gibi kabullenilip abartılmayı ne de yoksanmayı hiç mi hiç hakketmiyor” diyor. Görünüşe bakılırsa, şimdilik ikincisi yapılıyor, yani görülmek istenmiyor. Kimi insanlar, kimi şeylere salt biçiminden dolayı karşı çıkarlar. Bir şeyin biçiminin içeriğinden bağımsız olmadığı doğrusuna karşın, biçimle içerik arasındaki ilişkinin birebir olmadığının gözden kaçırılması sonucu takınılan tavırlar yanlışlar içermektedir. Kimi çevrelerin bu dizeden kitaplara karşı geliştirdikleri tepkici tavır, eksik değerlendirmelerin, toptancı anlayışların sonucudur.

Oysa, “içerde” yazılmışlığını ölçüt alarak hiçbir ürünü yüceltmek doğru olmadığı gibi, yine aynı nedenle yok saymak da doğru değildir. Çünkü Mehmet Çetin’in şiirini okuduklarında, onun en az kendileri kadar, hatta yaşananlara olan duyarlı yakınlığıyla kendilerinden daha çok dışarıda olduğunu göreceklerdir.

Tunceli köylerinin göç ettirilmesi olayının gündeme gelmesi üzerine, “silinir kış cemre düşer toprağına /nergiz açar yaz olursun ülkem /izler bırak dağlara hükümran /ben ki döneceğim bir zaman /kül döner ateşine”(2) der içerden.

Güney Afrika faşizminin katlettiği şair Benjamin Moloise’in acısını yüreğinde duyan şair, aynı duyarlık ve devrimci dayanışmayla, Didar Şensoy’un anısına yazdığı şiirde, çektikleri acılarla ‘tarihe akran2 olan kadınlara, kadınlarımıza şöyle der umutla:

“sar yaranı ey kesik damar yas yok
  elbet ki hükümranın günü de solar”(3)

KÜLSÜN YİNE (4) adlı şiirinde İran-Irak savaşı ve Mezopotamya’nın yüzyıllar boyu kanlı savaşlara sahne olmuşluğunu yazan şair, EYLÜL’DE GİDEN (5) adlı şiirinde de eylül sürgünlerini anar ve şiirin son dizesinde umutlu bir çağrı çıkarır eylül sürgünlerine:

“gitmen yenilgi değildi zafer olmasan da gel”

Çünkü, kavganın içindeki akranlarıdır sürgünler. Çünkü onlar sürgün olalı daha çok “hükümran”dır ülkede zulüm.

Kitabın sonuna eklenen yazısında yerinde bir saptamayla, Mehmet Çetin’in şiiri için şöyle der Hamdi Gedik: “M. Çetin, sesli oluş adına bağırıp-çağırmaya ve popülizme, estetik kaygı adına formalizme ve elitizme düşmekten özenle kaçınan bir ozan. Çok kolay anlaşılmayı değil, anlaşılır olmayı kolaylaştıracak şiirsel söylemin yanında saf tutar. (6)

Mehmet Çetin, yapıtını 1.Bölümün Sonu, diyerek noktalıyor. Ben de yazımı M.Çetin’in yakınmasız, umutlu kararlılığını yansıtan iki dizesiyle noktalıyorum. (Şiir Notları 75, s. 87)

“çocuğum daimdir kavga
  ve ölünür de aşkı savunurken hepsi bu”

yeni şiir dergisi-haziran’88/sayı:8

19 Ekim 2012 Cuma

bursa günleri şiir notları II

"105.
bağışla ama nasılsın demeyecektin, biliyorsun
nasılsa iyidir.. diyecektim yani incinecektim
göğsüm incinince acı çekerim anlıyorsun
bildiğini sanıyordum kül de yakar
ayaklanır ya o alıngan anılar
unutulmayan ağrılar, ansız..
oysa uyanmak istemedim çığlığa
benim olsa bunca sarsılmazdım belki
paylaşılmayan anlar eksiğidir gülüşün
gücenecektim nasılsın demeyecektin hiç
gülüşünden biriktirip yanımsıra taşıdığım
sevgi yürekli ülkem diye gönlüme sakladığım
inci suretin incinecek sorma iyidir derim nasılsa"

(...)

mehmet çetin /"birağızdan"

18 Ekim 2012 Perşembe

"ellerinle aynı şey değil hayat
öyle dokunmuyor kalbime"

mehmet çetin/"taşa hatıra"