dersim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dersim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ağustos 2019 Cumartesi

Kırmanc müziğine dair bablar:1: Mehmet Çetin

Açıklama Babı:
"Kırmanç Müziği" tanımıyla söze başlamamız kimi itirazlarla karşılaşabilir. Mümkündür. Ancak, dil birliği esası ve daha yaygın tanımı üzerinden ‘Zaza’ demeyişimiz, bu yazının tartışma konusu dışındadır. Kırmanç oluşa dair vurgumuz aslolarak kültürel kimlik ve aidiyet bağlamındadır. Yani kullandığımız anlamıyla Kırmanç kimliği bir yanıyla etnik bir tanımlamayı karşılasa da, diğer ve asıl yanıyla inanç ve yaşama kültürü vb. bağlamlarda daha geniş bir buluşmayı içine alan kültürel bir kimliktir. Böylece, Kırmanç tanımının yazı özgülünde tarihsel, coğrafi ve kültürel tekabüliyetleriyle (Kırmanç, Alevi-Pagan vb.) Dersim Kırmançlarını kastettiğini söylemiş oluyoruz. Bu anlamda da, kendilerine ‘Kırmanç’ diyegelmiş Dersimlilerin müziğindeki gelişmeler üzerinde fikir yürütecek olan bu yazı, özgül bir konu bağlamında bu tanımı kullanmaya gereksinim duymuştur.

30 Ocak 2013 Çarşamba

Döğüşenler de var bu havalarda: Mehmet Çetin

Monet
"(...)
Bugün 19 Aralık..
Ahmed Arif’in “Dumanlı havayı kurt sevsin/Asfalttan yürüsün Aralık/  Sevmem, netameli aydır/ Bir başka ama bilemem/ Bir kaçıncı bahara kalmıştır vuslat/ Kalbim, bu zulümlü sevda/ Kar altındadır” dediği günler içindeyiz yine. O netameli ay, Aralık’ta. Ölümle sınanan yaralarımız da kar altında: Dersim’de, Xelebçe’de, Maraş’ta, Zindanlarda, Roboskî’de hâlâ ve hâlâ..
Bugün 19 Aralık ve Zindan ve Maraş ve Roboskî..
(...)
Bugün 19 Aralık. Yani faşist Türk devletinin tarihte eşine az rastlanır bir operasyonla, onlarca tür kimyasal gaz, yüzlerce silah ve bomba çeşidiyle, hatta itfaiye ve iş makinalarını dahi öldürmek-yaralamak için kullandığı cinayet operasyonun yıl dönüm günü, devrimcilerin alev toplarıyla diri diri yakıldığı, onlarcasının katledildiği, bir o kadarının da yaralı bırakıldığı gün...

3 Ekim 2010 Pazar

Dérsim'in Yası Hâlâ Tutuluyor: Mehmet Çetin

Mehmet Çetin ile Söyleşi / Roni Yıldırım

CHP’li Onur Öymen’in 10 Kasım 2009’da, Kürt sorunun çözümüne dair Dêrsim 38 katliamı yöntemini önermesiyle, 70 yılı aşkın bir süredir tabu olan bir mesele daha tartışmaya açıldı. Konuya ilişkin ilk kez kapsamlı konuşmalar yapıldı, yazılar yazıldı ve yeni mağdurlar hikayelerini anlattı. İşte yazar Mehmet Çetin, bu tartışmaları içeren yazıları ‘Yas Kitabı / Dersim 38’i Yazdılar’ adlı kitapta topladı. Yazar Çetin’in amacı, kamuoyunun konuya dair bilgilenmesine katkı sunmak. Kitapta; geçtiğimiz aylarda yaşamını yitiren yazar Evrim Alataş’tan Cengiz Çandar’a, İsmail Beşikçi’den Hasan Cemal’e kadar birçok Kürt ve Türk yazarın yazıları yer alıyor. Yazar Mehmet Çetin ile Yas Kitabı’nı konuştuk.
Neden Yas Kitabı?

Kitabın girişinde „cehennem, acı çektiğimiz yer değildir; acı çektiğimizi kimsenin duymadığı yerdir“ diyen Hallac-ı Mansur, neredeyse bin yıl öncesinden Dêrsimlilerin, en azından son yüz yıldır yaşadığı derin yalnızlığı tanımlıyordu sanki, derken de bunu anlatmaya çalışmıştım aslında. Yani sözlükler ‘yas’ için “ölüm veya bir felaketten doğan acı ve bu acıyı belirten davranış, matem...” gibi açıklamalar yaparlar, bilinir. Ama Osmanlı’dan Türk egemenlerine, Dêrsim’e onlarca sefer düzenleyenlerin açtığı yaraların, hele de ‘38 Dêrsim Jenosidi’nin herhangi bir ölüm veya acıyla açıklanamayacağının ötesinde, 70 yılı aşkın bir zamandır bu derin acının duyulmamış, bu yaraların sarılması için hiçbir şey yapılmamış olması, bu coğrafyadaki pek çok halk gibi Dêrsimlilerin de yaslarını tutmaya devam ettikleri gerçeğine işaret ediyor.