sunu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sunu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Aralık 2013 Perşembe

Sunu: Ütopiya'03

ses ayarı; jû.. tû.. drie.. dört: düm teka düm tek!

evet, bu bir amentû değildir!

     Avrupa'daki diller kaosunu bir 'diller şenliği' olarak anlamlandırmak isteyen mevsimlik yazın/sanat kitabı ütopiya, öncelikle türkiye ve kürdistan kökenli yeni avrupalıların yazın/sanat uğraşlarının bir ifade aracı olsun istiyor.

     avrupa ütopiya insiyatifi tarafından yayıma hazırlanan bu dergi, doğal ki kendince bir etik/estetik tercihe de işaret etmiş oluyor. diller arasına sıkıştırılmış öznelerini daha yaratıcı kaygı ve arayışlara kazandırmak isteyen ütopiya, mevcut yazın/sanat gerçeğini görüyor.. bunun bilinmesini istiyor: mevcut olguyu yeni bir konseptle karşılamak için yola düşen ütopiya biliyor ki; bu yolculuk yeni ve ilk değil; ütopiya'dan önce de pek çok yazın/sanat pratiği bu sancı ve sıkışmayı yaşadı, yaşıyor. edinilen bu entelektüel deneyim, öncüllerden öğrenilenlerdir. edinilmiş bu muhalif birikimle arzulanan da; avrupa'daki egemen dillerin kıyısında yaşayan ama ana dillerinde yazan/yaratanların, yeni bir yazın/sanat buluşmasını gerçek kılmalarıdır.

10 Aralık 2013 Salı

Ütopiya için sunu

Mevsimlik hayat bilgisi kitabı  olarak ütopiya, öncelikle onu yayıma hazırlayanların kendileriyle ve benzerleriyle buluşma aracı olarak özleniyor. bu özlem, içine doğulan tarihsel kuşatma koşullarında daha da koyulaşıyor. 
egemenlikçi ideolojiler ve yaşam biçimleri, örgütlenmelerden ve kendisinden çözülmüş bireyi teslim almakla kalmıyor, onu kendisinin bir üreticisi haline getiriyor. sistem, bütün olanaklarını kullanarak kendi sunumu dışında bir seçeneğe yaşam hakkı tanımıyor. böylesi saldırılar karşısında ütopiya öncelikle, anlamaya çalıştığı süreçte biriktirilenleri paylaşmak, ortak eleştirinin nesnesi kılmak ve içinde durduğumuz tarihsel/toplumsal/bireysel koşulları anlama ve -olanaklı oldukça- yeniden anlamlandırma çabası olarak tartışma alanında olmak istiyor.
ütopiya, kendisini neye karşı örgütlemek istiyor? verilmiş, öğretilmiş ve dahası dayatılmış ‘hayat bilgisi’ne karşı; onun sistem olarak örgütlenişine, ideolojik hegemonyasına, ritüellerine, sembollerine, estetiğine, politikasına ve politika yapma biçimine, yeryüzünü tutsak aldığı tüketim ideolojisine, vicdan satınalan ve ölümü alkışlatan ya da sayfalarına aldıklarını maymunlaştıran medyasına ve onun terörüne, sistemiçi kıldığı muhalifleri üzerinden kendisini yeniden üretmesine, yaşamın devrimcileştirilmesinin önündeki anlayışlara ve bir bütün olarak sistemin günlük hayat içerisinde insanı göbek bağından kendisine bağlarcasına teslim almasına.. insanın elinde kalan ‘hayır!’ hakkını kullanmasını unutturmaya..